Enişte Mert, baldızım Selin'i evde yalnız yakaladığı o akşamı hiç unutamadı. Selin salonda televizyon karşısında uzanmış, ince pijamasıyla kıvrımları iyice belli oluyordu. Mert içeri girer girmez göz göze geldiler, Selin gülümsedi, “Enişte, ablam nerde?” diye sordu usulca. Mert yaklaştı, “Uyudu, seninle biraz yalnız kalmak istedim” dedi ve elini Selin’in bacağına koydu. Selin itiraz etmedi, aksine bacaklarını hafif araladı. Mert pijamanın üstünden amını okşamaya başladı, Selin’in nefesi hızlandı. “Enişte… yapma” dedi ama sesi titriyordu, gözleri zevkten kapanıyordu. Mert fermuarını indirdi, koca sikini çıkardı ve Selin’in pijamasını yana sıyırıp amına dayadı. “Bak baldızım, seni nasıl özledim” diye fısıldadı, yavaşça içine kaydı.
Selin inledi, “Ah enişte… derin… daha derin sok” diye yalvardı Türkçe konuşarak. Mert ellerini kalçalarına koyup ritim tutturdu, her giriş çıkışta şapır şupur sesler yükseliyordu. Selin bacaklarını Mert’in beline doladı, “Sik beni enişte, ablam bilmesin ama sik işte” diye inliyordu. Mert hızlandı, o koca sikini köküne kadar sokup çıkarıyor, Selin’in amı iyice ıslanmıştı. “Baldızım, senin amın çok dar, çok sıcak” diye mırıldandı Mert. Selin zevkten titreyerek boşaldı, “Gel enişte, içime boşal… hadi” diye yalvardı. Mert son birkaç darbeyle derinlere boşalırken ikisi de nefes nefese kaldı. O gece Türk ifşanın en yasak, en ateşli haliydi; enişte baldızını amından sikerken ikisinin de aklı sadece o anda kalmıştı.